Makul Söze Sahip Çıkmalıyız

Melih Bulu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanmasının ardından ardı sıra gelişen olayların ardından, Türkiye sosyal ve siyasal alanda yüksek tansiyonlu günler geçirdi.

Yüksek tansiyonlu günler, hem bireysel hem de toplumsal anlamda sahip olduğu sorunları, olumlu veya olumsuz bir çözüm veya son getiremeyenler için itiraf edilemeyen bir heyecan, bir umut vadedebilir. Sıcak sıcağına yaşanan olaylar, olayların her iki tarafı için zafere veya daha yumuşak bir ifade ile sorunun çözümünün geldiği ana yaklaşma hissini güçlendirir. Bir kale duvarını dövmek gibi.

Bu his, insanın içindeki hırsı arttırıyor ve makul düşünceden uzaklaştırıyor. Bir de kitlesel hareketlerin doğası gereği kitleyi oluşturanlaran bireysellerinden uzaklaşıp kitleyi oluşturan duyguların eseri olması hali göz önüne alınınca, tansiyonu elbet bir gün düşecek her olayların ardından birlikte devam etme motivasyonu eriyor.

Bu nedenle böyle zamanlarda hırsına, duygularına ve heyecanına yenilmeden konuşabilen insanlar, toplumun birlikte devam edebilmesi için büyük önem taşıyor. Türkiye’yi oluşturan bireyler, eğer birlikte bir geleceğe ilerlemek istiyorlarsa; bu nadide insanlara sahip çıkmalı. Mesela Prof Dr. Ayşe Buğra’ya…

Buğra, öğretim üyesi olduğu Boğaziçi Üniversitesi etrafından gelişen son olaylar sürecinde tahrik edici, kışkırtıcı, toplumu oluşturan herhangi bir grubu veya bireyi ötekileştirici bir söylem veya eylemi medyaya yansımamasına rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hedefi oldu. Bu hedef gösterme, yukarıda açıklamaya çalıştığım insanı makul düşünceden uzaklaştıran sıcak tartışma ortamının içine çekilmek isteme olarak da değerlendirebilir. Söylenenleri de düşününce insanın makul alanda kalmasını sınayacak bir durum. Bu nedenle Prof. Dr. Ayşe Buğra’nın hedef gösterilmesi sonrası verdiği tepki Türkiye’nin doğru gelecek inşa edebilmesi adına hala ufak da bir umut taşımamız gerektiğini gösteriyor.

‘Devamlı Kavga Ederek Devam Edemeyiz’

BBC Türkçe’de yer alan habere göre, Buğra; Cumhurbaşkanı’nın sözlerini değerlendirirken, “Memleketin huzura ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Devamlı kavga ederek, kurumlara saldırarak, kurumlar yıpratılarak devam edemeyiz diye düşünüyorum. Memlekete yazık oluyor. Benim beklentim huzur ve adalet” ifadelerini kullanıyor. Bu sözler, mevcut yüksek tansiyondan etkilenilmeden, bir sorumlulukla söylenmiş ve toplum olarak devam etmemize yardımcı olacak bir umut taşıyor.

Kavga etmek için can atan yöneticilerimize karşı dahi, kavga etmenin memlekete zarar verdiğini, tüm sakinliğiyle ifade eden entelektüellerimize sahip çıkmamız gerekiyor. Bu yazıyı, ülkesinin gelecek inşasını endişeli şekilde izleyen bir birey olarak, Prof. Dr. Ayşe Buğra’ya doğruyu ilham verdiği için teşekkür etmek için yazıyorum.

yasir baba

Related post

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir