Keşke Bizim Yöneticiler Bunu Okusa!

 Keşke Bizim Yöneticiler Bunu Okusa!

Hayalinize ve bütçenize uygun kiralık daire bulmak hepinizin malumu zor bir iş. Üstüne  yurtdışında olmanın getirdiği dil, kültür ve mimari farklıklar eklenince biraz daha zorlaşıyor. Bir de İrlanda gibi yerel kamouyu tarafından kabul edilmiş konut sorunu olan bir ülkede kiralık daire arıyorsanız;  işiniz birkaç kat daha  zorlaşabiliyor.

Yakın zaman önce daha huzurlu yaşayabilmek adına müstakil  kullanıma uygun kiralık bir daire arıyordum.  İş  ve okul rutininden arda kalan zamanların çeşitli sitelerde ve mesajlaşma gruplarındaki ilanları kontrol etmekle geçiyordu. Uzun aramalar, görüşmeler, pazarlıklar bütçeme uygun güzel bir daireyi kiralamaya karar vermiştim. İzinli olduğum bir gün için dairenin landlord’u ile kontrat yapmak için anlaşmıştık. O gün gelip de kontratı yapmaya  adrese gittiğimde landlord yoktu. Bekledim, gelmedi, aradım, açmadı.  Bir süre sonra ‘Daire şu an için kiralık değil’ şeklinde bir mesaj atarak beni başında savdı. Zoraki bulduğum daire anlamsız bir şekilde elimden kaçtı.  Daha kötüsü daire bulmuş olmanın heyecanıyla mevcut  landlord’uma ay sonuna kadar taşınacağımı bildirmiştim. Özetle, ay sonuna kadar odamı boşaltmam gerekiyordu ve gidecek bir yerim yoktu.

Bu noktaya kadar anlattıklarım ev kiralama süreci geçiren herkesin başına gelebilecek şekilde sıradan şeyler, farkındayım. Asıl anlatılmaya değer bulduğum kısım bundan sonrası.

İznimin ertesi  günü çalıştığım markete işimin başına döndüm. O günkü supervisor’ım mesaimiz başlamadan önce klasik bir şekilde iznimin nasıl geçtiğini sordu. Ben de yaşadıkları anlattım. Amacım sadece muhabbet etmiş olmaktı.  Fakat supervisor beklemediğim bir şekilde anlattıklarımdan etkilendi. Yaşadığım durum için üzgün olduğunu, böyle bir durumda gelmenin  benim için zor olduğunu tahmin ettiğini, bu nedenle eğer istersem markette rutin olarak yaptığı görevlerimizi yapmayabileceğimi  ve istediğim zaman mola alabileceğimi söyledi. Başta bunları amiyane tabirle laf olsun diye söylediğini düşündüm. Sözlerindeki ciddiyetini ve samimiyetini neredeyse her saat başı nasıl hissettiğimi sorunca ve diğer çalışanlara da gün boyunca bana yardımcı olmaları için rica ettiğini fark edince anladım. Verimliliğin fiziksel kondiyonla doğrutan orantlılı olduğu bir işte çalışmama rağmen o günkü yöneticim mental durumumdan dolayı bana tolerans göstermişti. Gün boyu üzerime titremişti. Kendimi değerli hissettim.

Bunun anlatmaya değer neyi var diye düşünebilirsiniz. Anlatmaya değer bulmamın sebebi bundan önceki çalışma hayatımda bir idarecim tarafından bu şekilde önemsendiğimi hissetmemiş olmam. İş çıkışı eve yürürken yol boyu gözümde; haftanın tek izin günü olan Pazar günü izin yapmak istediğim için tavır alan editörler, mesai bitmesine rağmen ısrarla ofiste tutmaya çalışan son dakika işleri çıkaran yöneticiler, hasta olduğumu kanıtlamak için gösterdiğim çabalar gibi hatırladıkça ruhumu kemiren hatıralar canlandı. Hele bir tanesi vardı ki; bir arkadaşımla birlikte vefat eden yakın bir arkadaşımızın cenaze namazı esnasında arkadaşımın patronunun arayıp ‘nerde kaldın?’ diye sitem etmesi. Bir insana arkadaşına veda etmesine izin vermeyecek kadar önemli işler yapıyormuşuz gibi.  Sanki nükleer savaşı engelleyecek kodları çözmeyi yarıda bırakarak cenazeye gitmiş gibi.

Çalışma hayatında yöneticiler tarafından değer verilmeye alışık değildim.  Bakınca havalı ofislerde çalışıyordum. Bütün imkanlarımız elimizin altındaydı. Buna rağmen çalıştığım kurumların bir veya ikisi hariç hepsinden daha iyisini bulduğum anda ayrılmanın hayaliyle çalıştım. Şu an ‘mega’ güzel bir ofiste çalışmıyorum ama hiçbir yöneticimden kaçma, saklanma gereği de duymuyorum. Çünkü yargılanmayacağımı, sözlerimin mazeretlerimin değeri olacağını, dinleneceğini biliyorum. Türkiye’de her türlü donanımı olan ofislerde bulamadığım huzurlu çalışma ortamını, İrlanda’da bir markette buldum. Üzülerek söylüyorum ama maalesef bizim çok mühim işleri hiç bitmeyen yöneticilerimizin İrlandalı genç bir supervisor’dan öğrenmesi gereken bir şeyler var.

yasir baba

Related post

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir