Surakshit Uttarakhand Essay Examples What Is The Correct Format For A Scholarship Essay Chimney Sweeper Essay Analysis Form Looking Back Forward Essay Writing Buy A Descriptive Essay About The Beach Resort Good Title Page For Essay Template

Bir Başkadır Bizim Kavgamız

 Bir Başkadır Bizim Kavgamız

Herhangi bir içeriğin çok hızlı tüketildiği bir dönemde geçen hafta yayınlanan 8 bölümlük bir dizinin değerlendirmesini yapmak için bile çok geç kalmış olduğumun farkındayım.

Yazıp yazmamak konusunda tereddütte kaldıktan sonra; olayları sindirerek ilerleyen kendi halindeki küçük azınlığın varlığından güç alarak ‘Bir Başkadır’ dizisinin üzerine konuşmanın geç olmadığına kendimi ikna ettim.

Dizinin fragmanını izlediğim an ‘bir şeyin’ geldiğini hissetmiştim. Sonrası zaten malum. Dizi bir anda büyük bir kitle tarafından izlenildi ve her sosyal platformda kitlesine göre konuşuldu, eleştirildi. Beğenenler ve beğenmeyenler olarak ikiye ayrılarak karşılıklı cahillik suçlamaları yapıldı, küfürler edildi, anlık tatmin sağlandı. Bir başkadır bizim bu kavgalarımız diyerek konunun bu noktasından uzaklaşarak dizi bittikten sonra akılda kalanlardan bahsetmek istiyorum.

Ağır sekanslar… Seveni olduğu kadar hoşnutsuz olanı da çok! Yapımın dizi için olduğu düşünülünce takibi zorlaştırması açısından biraz daha az kullanılabilirdi. Benim gibi o ağırlık kaybolmayı sevenlerin çok olduğunu sanmıyorum. Başka bir nokta ise, ağır ilerleyen sahneler bazı noktalarda konudan bağımsız takılmışlar hissi uyandırıyor. Bağlamdan ayrı kendi hallerine…

Meryem’in abisi Yasin… Farkındayım en ünlüsünden sıradan izleyicisine kadar diziyi beğenenlerin en çok etkilendiği karakter Meryem; en çok hayran kalınan oyunculuk Öykü Karayel. Ben kendi adıma Fatih Artman’ın Yasin’i yansıtması şekline hayran kaldım. Bakınca klasik muhafazakar baskıcı erkek birey karakter olarak değerlendirildiğinin farkındayım. Fakat, bizim ‘klasik muhafazakar baskıcı erkek birey karakter’in yeterince irdelemediğimizi düşünüyorum. Fatih Artman Yasin’le bizlere Sunni Anadolu toplumunda yetişmiş bir kuşak gerisi taşraya dayanan erkeğin en yakınlarıyla dahi olan iletişimsizliğini safça sergilemiş. Yasin’in eşiyle konuşmaya çalıştığı anlardaki çaresizliği güzel resmedilmiş.

O sahneleri izlerken, geçen yıl yüksek lisansta Sinema Kültür dersinde Türk erkeğinin sinemada izleriyle ilgili konuşmalarımız aklıma geldi. Baş döndüren hızla kentleşen toplumda alışık olmadığı bir ortam içine hazırlıksız sürüklenen yanında getirdiği değerlerle şehrin üstüne bindirdiği şehre özgü sorunlar arasındaki kalışı ve yalnızlaşması… İçine düştüğü buhranı ve yetersizliği öfkeyle dışarı vurması… Toplum olarak boğuştuğumuz sorunların -türü ne olursa olsun- kilit bir noktasında erkek yatıyor. Bu sorunlara bir çözüm bulmak için erkeği biraz daha fazla konuşmamız gerektiği düşünüyorum. Bu nedenle Yasin’in ‘klasik’ bir karakter olarak geçiştirilmemesi gerektiği inancındayım.

Hocanın dönüşümü… Dizide net iyi ve net kötü karakterlerin olmadığı konusunda hemfikiriz sanırım. Hoca karakteri de dizi başlarken arkasından ne çıkacağı merak ettiren karakterlerin başında geliyordu. Arkasından insan çıktı. En doğal haliyle insan… Sevdiğini kaybettiği anda dünyası yıkılan bir insan… Kendisine yüklenen anlamları karşı sadece doğrusu yanlışıyla sadece insan olduğunu hatırlatan bir Hoca karakteri… Güzeldi.

Hocadan bahsettikten sonra beni en çok etkileyen sahneden bahsetmek istiyorum. Mezara toprak atılma sahnesi. Katıksız bir hatırlatıcı. Tahtalar dizilecek ve üzerine toprak atılacak. Ölüm. Bu kadar. Bunu hatırlamakta fayda var.

Peri ve tayfası… Dizinin en çok eleştirilen kısımları sanırım. Benim Peri’nin olduğu sahnelerde en beğendiğim kısım, ‘sikerim glüteni’ kısmıydı. Bu kısım üzerine aslında çok daha uzun konuşulabilir belki. Ama düşüncelerimi hatasız ifade edememekten korkuyorum. Bu nedenle Peri’nin o anki isyanı içgüdüsel olarak keyif verdi diyebilirim.

Gülan ve kocası… Gülan ve kocasının araç içerisinde trafikte oldukları sahne. Tek bir anın ardına kocaman bir iletişimsizlik hikayesi sığdırmayı başarmış. Son uzun uğraşlarla sonucu inşaa edilmiş milli ve yerli kutsal ailemiz, iletişimsizlik timsali… Beyfendinin radyoyu kapartırken ‘dinliyorduk’ mırıldanışı… Sonrasında tartışmadan itinayla kaçarak kısayol uzlaşmacısı rolünü bürünüşü. ‘Bir Başkadır yerli ve milli aile saadeti’ diyerek kelime oyunlu gönderme yapmaktan da eksik kalmayalım.

Yazıyı toparlarken buraya kadar okuyanlar için bir itirafta bulunmak istiyorum. Diziyi 4 günde bitirdim. Bu yazıyı ise aralıklarla 3 günde tamamlayabildim. Sıcağı sıcağına yazılsa belki daha detaylı bir analiz olabilirdi. Bu haliyle bir zaman sonra akılda ne kalıyor sorusuna cevap olabilir diye düşünüyorum.

Toparlayacak olursak; Bir Başkadır dizisinin eksikleriyle birlikte Türkiye’nin sanat birikimine güzel bir katkı sağladığına inanıyorum. Önemli bir şeye etki etmeyeceğini düşünsem bile en azından bazı sorunlarımız üzerine konuşulmasına sebep olması karamsar geçen günlerimizde bulutlar arasından sızan birkaç dakikalık gün ışığı oldu.

yasir baba

Related post

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir