8 Ayın Muhasebesi

8 aydır doğduğum-büyüdüğüm ülkeden yaklaşık 4000 km uzakta bir ülkede, İrlanda’da yaşıyorum. Buraya gelebilmek benim için kolay olmadı. ‘İrlanda’ya gitmenin nesi zor diyenler?’ olabilir. Herkes hayatı kendi koşulları doğrultusunda yaşıyor. Benim içinde bulunduğum koşullarda bu eylem hiç kolay olmadı.Yurtdışına çıkmak, evimden uzak yerlerde yaşamak, farklı hayatları, farklı hikayeleri gözlemlemek ben de hep çok büyük bir arzu uyandırıyordu. Şu sıralar bunu gerçekleştiriyor olmanın coşkusunu yaşıyorum.

Hiç bilmediğin bir ülkeye,bölgeye gitmenin yanında getirdiği bazı zorluklar da var tabii. Bu zorlukları yaşayabileceğimi bilerek bu yolculuğa çıktım. Sürekli engelleri aşarak yaşamaya çalışmak bir çeşit yaşam motivasyonu. Hayatı çekilebilir yapmanın bir yolu.

İrlanda’ya gelirken; burada yaşayacağım dikkate değer şeyleri ve İrlanda insanının veya İrlanda’da karşılaşacağım farklı milletlerden insanların hayatlarına dair ayrıntıları paylaşmak gibi bir hevesim vardı. Ama geçen 8 aylık süre içerisinde bunu tam olarak gerçekleştiremedim. Denedim, uğraştım ama muvaffak olamadım.

Bir süredir bu konuda neden muvaffak olamadığıma dair kendimi sorguluyordum. Beni hayalimi gerçeğe dönüştürmemdeki engeli bulmaya çalışıyordum. Sonra cevabın aslında çok basit bir yerde olduğunu fark ettim: İnsanların ihtiyaçları pramidinde.

Yurtdışına çıkmak için ekonomik olarak sıfırı zorlamış biri olarak ve yeni bir hayata temelden başlamış bir birey olarak, kendimi gerçekleştirebilmek, yaratıcılık gerektiren ortaya bir ürün ortaya bir ürün koyabilmek benim için lükstü.

Zihnimin bir köşesinde “yarın veya 8 ay sonrası ne olacak sorusu?” saklıyken başka her şey bana fazla geliyordu.

Yani, hikaye aslında klasik… Ekmeğimin peşine düştüm. Gördüklerimi anlatmaktan daha önemli şeyler vardı benim için. Mesela huzurlu barınma yeri sağlamak gibi. Yurtdışındaki hayatımın ilk 8 ayındaki en büyük çıkarımım bu oldu. İnsanın ihtiyaçlari, öncelikleri…

Bugün bu yazıyı yazmayı başarabildiğime göre demek ki; işin zor kısmını geride bırakmaya başlamışım. Umarım bunu sürdürebilir hale gelirim.

Peki neden bu anlatma hevesi?

Çünkü dünyada anlatılacak ve öğrenilecek çok hikaye var. Türkiye’den çıkmadan önce kendimi dünyayla ilgili, olan bitene yakın sanırdım. Sadece bir ülke değiştirmem bile aslında ne kadar uzak olduğumu anlamam için yeterli oldu. İnanın insan dünyayı tanıdıkça hayat daha da güzelleşiyor. Ben de gördüklerimi, yaşadıklarımı anlatarak elim ulaştığı kadar buna katkı sağlamak istiyorum.

yasir baba

Related post

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir